| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

BULUT HABER

12 "erkek" etiketi kullanan gönderi (sayfa 1)"erkek" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Evliliği ayakta tutmak için aşk yeterli değil!

evlilik6 Evliliği ayakta tutmak için aşkın yeterli olmadığı bilimsel olarak kanıtlandı.

Avustralyalı bilim adamlarının yaptığı araştırma, çiftin yaşları, daha önceki ilişkileri ve hatta her ikisinin birden sigara içip içmediği gibi faktörlerin, evliliklerinin sürüp sürmeyeceğini belirlediğini gösterdi.

Avustralya Ulusal Üniversitesi’nde görevli bilim adamları, 2001 ile 2007 yılları arasında, evli ya da birlikte yaşayan yaklaşık 2500 çiftle görüştü. Bu görüşmelerde evliliklerini veya birlikteliklerini sürdürenlerle boşanan ya da ayrılan çiftleri bu sonuçlara götüren faktörler araştırıldı.

 "What’s Love Got to Do With It" (Bunun Aşkla Ne Alakası Var) başlıklı araştırma, karısından 9 ya da daha fazla yaş büyük olan ve 25 yaşını bitirmeden evlenen erkeklerin eşlerinden boşanma olasılığının diğerlerine oranla iki kat fazla olduğunu ortaya koydu.

Araştırma, çocukların da bir evlilik ya da ilişkinin uzunluğunu etkileyen faktörler arasında yer aldığını gösterdi. Araştırma, evlenmeden önce, daha önceki ilişkisinden ya da birlikte olduğu kişiden çocuk sahibi olan çiftlerin beşte birinin ayrıldığını gösterirken, bu oranın, evlenmeden önce çocuk sahibi olmayan çiftlerde ise yüzde 9 olduğu görüldü.

Kocalarından daha fazla çocuk sahibi olmak isteyen kadınların boşanma olasılığının da daha fazla olduğunu ortaya koyan araştırmada, çiftin ailelerinin de ilişki üzerinde rolü olduğu belirtildi.

Anne babası ayrılan ya da boşanan kadın ve erkeklerin yaklaşık yüzde 16’sının kendilerinin de boşandığı, bu oranın anne babası ayrılmayanlarda yüzde 10’da kaldığı görüldü.

Araştırma ayrıca, ikinci ya da üçüncü evliliğini yapan çiftlerin ayrılma olasılığının, ilk evliliğini yapanlardan yüzde 90 fazla olduğunu gösterdi.
Evliliğin sürmesinde hiç şüphesiz paranın da rol oynadığı, yoksul ya da kocaları işsiz olan kişilerin yüzde 16’sının ayrıldıklarını söylediği, bu oranın, maddi durumu iyi olan çiftlerde yüzde 9 olduğu bildirildi.

Eşlerden birinin sigara içip diğerinin içmemesi durumunda da ilişkinin başarısızlığa uğraması olasılığının daha fazla olduğu gözlendi.
Çiftin ayrılma olasılığını az etkileyen faktörler arasında, çocuk sayısı ve çocukların yaşları, kadının iş statüsü ve çiftin çalıştığı yıl sayısının yer aldığı belirtildi.

DİKKAT KADINDIR


!!!   DİKKAT KADINDIR   !!!

Bir kadınla bir adam ayri ayri arabalarinda giderlerken
Çarpisirlar. ikisinin de arabasi mahvolur ama şans eseri ikisi de hiç
yara almadan kurtulur.

Arabalarindan sürünerek çikarlar ve kadin adama bakip:
' Çok ilginç! Sen erkeksin ben de kadın.Arabalarimiz mahvoldu ama
ikimizde hiçbir sey olmadi.Bu belki de tanisip,dost olup,hayatimizin
Sonuna
kadar huzur içinde birlikte yasamamiz için bir isarettir' der.
Müthis heyecanlanan adam:
'Evet, galiba haklisin' diye cevap verir.
KADIN  saskinlikla 'Bak, arabam hurdaya döndü ama bir  sise sarap
sapasaglam.
Bu kesin bir işaret. Bu sarabi içip sansimizi kutlamaliyiz'
DERKEN, sarap sisesini adama uzatir. Adam siseyi alir, açar ve yarisini
içip  kadina
Verir. Kadın  hemen sisenin mantarini kapatip adama geri uzatir.
Bunun üstüne adam sorar:
'Sen içmeyecek misin ?'
kadin cevap verir:


'Hayir, ben polisi bekleyecegim!'
 

Yatakda mutlu olmanın yolları

yatak odası Hayatınızda bir değişiklik yapmak istiyorsanız, işe yatak odanızdan başlayabilirsiniz. Mutlu bir cinsel yaşam için biraz hayal gücünüzü zorlamanız, biraz da istekli olmanız yeterli olacaktır.

Yatakta mutlu olmanın yolunun nereden geçtiğini hâlâ çözeme-diyseniz, kaybolmaya mahkûmsunuz elemektir. İlk günlerdeki heyecanı geri döndürmek ve eşinizle heyecanlı günlere doğru adım atmak istiyorsanız, ne zaman nasıl davranmanız gerektiğini bilmelisiniz.

Cinsel yaşamdan zevk almanın ilk kuralı, istediğiniz şeye odaklanmaktır. Böylece zevk almanız kaçınılmaz olur. Eşinizle birlikte hep aynı rutinde birlikte oluyor ve farklı bir şeyler denemiyorsanız, artık yataktaki heyecanın geri dönme vakti geldi demektir. Bunun için yalnız başınıza kaldığınızda sizi heyecanlandıran şeylerin neler olduğunu bulmaya, eskiden nelerden hoşlandığınızı hatırlamaya çalışın. Daha sonra bu isteklerinizi eşinizle konuşun ve uygulamaya geçin.

SEKSİ OLUN

Erkekler utangaç kadınlardan hoşlanmazlar; bu nedenle yatağa girdiğinizde ışıkları kapattırma huyunuzdan vazgeçin. Erkekler fazla kilolarınızı sizin kadar takmazlar; en azından cinsel yaşamda bunu umursamazlar. Evliliğinizin ilk günlerinde giydiğiniz seksi iç çamaşırlarının yerini şimdilerde pamuklu pijama takımları ve sıradan çamaşırlar aldıysa heyecanın en azından sizin için yok olması doğaldır. Çünkü kadınlar cinselliğe erkeklerden daha fazla hazırlanırlar ve kendilerini güzel hissettikleri zaman cinsel ilişkiden zevk alırlar. Bu nedenle bir değişiklik yapın ve kendinize birbirinden seksi iç çamaşırları alın. Kendinizi güzel hissetmeniz sizi daha seksi yapacaktır.

KORKMAYIN
Ön sevişmeniz kısa sürmesinden şikâyet ediyorsanız kendinizi psikolojik olarak sevişmeye hazırlamanızda yarar var. Eğer birlikte olmadan önce eşinizle birlikte olduğunuz unutulmaz bir geceyi hayal eder ve gözünüzde canlandırırsanız, zaten onunla birlikte olmak için hazırlanmış olursunuz. Bunun anlamı da, yataktaki sıcak saatlerin asıl anlamı düşündüğünüz 2 saattir. Birlikte olmak için sadece yatak odanızı değil, farklı yerleri tercih etmelisiniz. Riskli yerler heyecanı artırır ve çabuk olsa da, buradaki yaşanan cinsellik yatak odasındaki hızlı yaşama benzemez. Bunun için fantezilerinizi gerçekleştirebilir, heyecanı kovalayabilirsiniz.

ÇOCUKLARİ DERT ETMEYİN

Eşinizle eskiye dönük bir başlangıç yapmak istiyorsanız, ilk olarak yatak odanızdan gelen sesleri çocukların duyacağı stresinden kurtulmalısınız. Bunun için uygun zamanı bekleyebilir ve çocuklar uyuduktan sonra harekete geçebilirsiniz. Eğer çocuklarınız zor uyuyorsa, o zaman yatak odanızda hafif bir müzik açarak sesin duyulmasını engellemiş olursunuz. Çocuğunuz küçük olduğu için sürekli yanınızda uyutuyor olabilirsiniz; fakat şunu unutmayın; bir anne, bir baba ve bir çocuğun buluştuğu yataktaki sonuç sıfırdır. Bu yüzden çocuğunuzu yatağında uyumaya alıştırın. Böylece eşiniz ve sizin yatakta çocuk bakmaktan başka yapacak şeyleriniz olabilir.

BENCİL OLUN
Yatakta eski arzularınıza kavuşabilmek için biraz bencillik yapabilirsiniz. Çünkü kadınlar özellikle çocuk doğurduktan sonra kendinden önce çocuklarını ve eşini düşünür. Normal hayatta bu böyle olsa da cinsel hayatınızda kendinizi düşünmeye başlayabilirsiniz. Eşinizle baş başa zaman geçirmelisiniz. Eğer çocuklar dışarı çıkmanızı engelleyen bir bahaneyse ailenizden ya da yakın arkadaşlarınızdan çocuğunuza bakmasını isteyebilir, siz de eşinizle sinemaya ya da yemeğe gidebilirsiniz. Böyle küçük kaçamaklar arzuları harekete geçirecektir.

ORTAMI AYARLAYIN
Cinsellikte dikkat edilmese de, aslında ortam çok önemlidir. Bu nedenle eşinizle özel bir gece geçirmeyi planlıyorsanız, ortamı önceden ayarlamanız gerekir. Her gün yattığınız odada bir şeyler yaşamaktansa romantik bir ortamda bir şeyler paylaşmalısınız. İlk olarak odanızdaki ışıklandırma çok önemlidir. Tavandaki ışığı kullanmak yerine, gece lambası kullanmanız çok daha iyi olacaktır. Çünkü loş bir ortam heyecanı ve merakı artıracaktır. Yatak odasındaki aynalar her zaman çiftleri heyecanlandırır. Bu nedenle eşinizle birbirinizi görebileceğiniz aynaları yatağınızın yakınına koyabilirsiniz. Çok önemli gibi görünmese de yatağa serilmiş güzel çarşaflar, örneğin ipek çarşaflar sizi daha çok heyecanlandıracaktır. Baştan çıkarıcı bir iç çamaşırı da kendinizi iyi hissetmenizi sağlayacak, aynı zamanda eşinizi de harekete geçirecektir.

Neden ağlarız?

öz yaşı Doğumlarda, ölümlerde, iyi veya kötü haberlerde, bazen bir film izlerken, gözyaşlarımız süzülür... Women’s Health dergisi, işte bu gözyaşlarıyla ilgili bilinen ve bilinmeyen bazı gerçekleri derledi.

İlk kez doğduğumuzda ağlarız. Ağlarız çünkü karnımızın doyması ve rahatımızın sağlanması için tek yapabildiğimiz budur. 

Vassar College Psikoloji Profesörü Randy Cornelius, gözyaşı ile ilgili çalışmalar yapan ender bilim adamlarından biri. Bu konudaki araştırmacı kıtlığı, ağlama konusundaki soruları daha da zorlu hale getiriyor.

Yılda 64 kez ağlamak

“Neden ağlıyoruz?” sorusu sorulduğunda Dr. Cornelius, “Bundan pek emin değiliz” diyor ve ekliyor: “Kuramlar yapısal olarak erkek ve kadın beyninin nasıl işleyip neleri birbirine bağladıklarıyla ilgili. Ancak henüz bir sonuç elde edilmiş değil.”
Ağlamak, bizim diğer insanlara savunmasız olduğumuzu göstermenin bir yolu. Kadınlar, duyguları paylaşma konusunda daha iyi olduğundan, onlar için aynı zamanda bir güven belirtisi ağlamak. Güven, hayatta kalmamız için gereklidir. Ancak hayatta kalma yarışında erkek eğer uluorta ağlamaya başlarsa, bu dışarıdaki insanlar tarafından yadırganabilir.
Ağlamakla ilgili şu anda üzerinde bilimsel olarak çalışılan bir diğer madde de prolaktin hormonu. Bu hormonun kadınlarda buluğ çağında, âdetlerinde, hamilelikte, emzirirken ve stres altındayken arttığı tespit edilmiştir. Oran olarak da kadın bedeninde erkeklere göre yüzde 60 daha fazla prolaktin bulunuyor. Dr. William Frey’in ortaya koyduğu kurama göre prolaktin, kadınların duygularını etkileyerek, endokrin (salgı) sistemini etkiliyor ve daha fazla ağlama eğilimi yaratıyor.

Sonuç olarak, kadınlar daha çok ağlıyor. Hatta yılda ortalama 64 kez. Erkekler ise 17. Kadınlar üzgün olduğunda, hüsrana uğradığında veya kızdığında ağlarken, erkekler ölüm gibi önemli kayıplarda, büyük hayal kırıklıklarında veya gerçekten çok sinirlendiklerinde ağlıyor. 

Bu durumun şöyle komik bir tarafı da var; o da orta yaşları geride bıraktıkça kadınlar daha az ağlayıp daha fazla kızmaya başlıyor. Sebebi kadın hormonlarının azalması ve erkeklik hormonu olan testosteronun bunun yerini alması. Erkeklerde ise tam tersi, testosteron seviyesi düşerken, dişilere özgü hormonlar devreye giriyor. Ve erkekler yaşlandıkça daha çok ağlamaya başlıyor.

Gözyaşlarının iki sebebi daha

Duygular nasıl canımızı yakıp bizi ağlatmayı başarabilir? Harvard Schepens Eye Research Institute’den Hücresel Fizyoloji Doktoru Darlene Dart, ağlamanın koruyucu bir mekanizma olarak devreye girdiğini söylüyor. Derideki acı hissi veren sinirler gibi korneada da duyusal sinirler bulunuyor. Rüzgârda yürünrken veya bir soğanı dilimlerken gözdeki sinirler, istemsiz hareketleri denetleyen beyin köküne sinyal gönderiyor. Beyin kökü, gözkapaklarındaki salgı bezlerine giden hormonların salgılanmasını sağlıyor. Böylece gözyaşı üretiliyor. Bunlar “refleks gözyaşları”dır.
Ancak korneadaki sinirler aynı zamanda beyindeki cerebraya da ulaşır. Bu kez bir filmi seyrederken dökülenler gibi “duygusal gözyaşları” oluşuyor. 

Ayın ağlamaklı zamanı
Hollanda’daki Tilbur Üniversitesi Psikoloji Profesörü Dr. Ad Vingerhoets, Batılı kadınların âdet dönemi ile ağlamayı ilişkilendirdiğini, ancak Batılı olmayan kadınlarda böyle bir durumun söz konusu olmadığını söylüyor. 
“Crying: The Natural and Cultural History of Tears” kitabının yazarı Tom Lutz da ağlamanın iyi yönleri olduğunu vurguluyor: “Ağlamak bizi içimizdeki endişelerden uzaklaştırır. Ağladıktan sonra ferahlar, içimizdeki kargaşayı akışına bırakır ve dikkatimizi zihinden uzaklaştırıp fiziksel olana odaklarız. Hatta genel olarak da bir süre sonra konudan iyice uzaklaşıp, akmakta olan burnumuzu silmek için bir mendil bulma işine girişiriz. Bu anlamda gözyaşları, iyileşme sürecinin bir parçası olur.”

 

Saç bakım ürünleri faydalımı?

Banyomuzda birçok saç ürünü bulunur. Bunları kokuları, ambalajları, promosyonları gibi değişik sebeplerden satın alırız. Ancak tüm bu ürünlere neden ihtiyaç duyduğunuzu biliyor musunuz?

Şampuanlar

Şampuansız saçlarınızın nasıl görüneceğini bir düşünün. Havada uçuşan toz toprak içinde, kafa derinizin ürettiği yağlarla ve kullandığınız şekillendiricilerle, yıkanmamış saçlar matlaşır, yağlanır ve hatta kokmaya başlar. Sampuan suyla karışınca köpük üreterek ve yumuşatıcı etki kazanarak ( zengin amonyum sülfat ve sodyum sülfat gibi ) saçlarda ve kafa derisinde oluşan kirleri, oluşan yağları ve şekillendiricilerin kalıntılarını ortadan kaldırır. Yumuşatıcılar, yeni katkılarla köpükle durulanır. Köpük kirlerin arındırılması konusunda yardımcı olur. Şampuan tüm kiri yok eder ve saçınızın temiz, parlak ve dolgun gözükmesini sağlar.



Kremler

Şampuanlar saçın doğal nemini yok ettiğinden, sonrasında krem kullanılmazsa, saçlarınız kaba ve kuru kalır. Kremler saça, dimentikon ve trisetilmonyum klorit gibi maddelerle katkıda bulunarak, doğal yağlanmayı ve yüzeyin pürüzsüz kalmasını sağlar. Statik yüklenmeyi yayarak, saçların dağılmasını, dolanmış saçların kırılmasını önler ve saçları yumuşak, parlak tutar. Ancak yanılgıya kapılmamak gerekir: Kremler hastalıklı ve hasarlı saçları asla iyileştiremez; çünkü saç canlı bir madde değildir. Kremlerin kullanım yoğunluğu kişisel ihtiyaça göre değişiklik gösterir. Örneğin saçlarınız boyalı, kalın telli ve parlaksa, ince telli ve özellikle boyasız saçlara göre daha fazla krem gerekebilir.

Şekillendirici ürünler

Bunlar günlük kullanılan ürünler olmamasına rağmen birçoğumuz saçlarımıza istediğimiz şekli verebilmek için bu ürünleri banyomuzda bulundururuz. Şekillendirici ürünler, polimer ve reçine gibi maddeler ihtiva ederler ve saça arzu edilen şekli vererek o şekilde kalmasını sağlarlar. Piyasadaki en yaygın şekillendiriciler katkı maddesi olarak polikuaterniyum, PVP ve dimetalaminoetilmetakrilat ihtiva eder. Saç köpükleri, jöleli spreyler ve şekillendirici spreyler saçlardaki dolgunluğu, bukle ve kıvrımları kontrol ederek, bunların kalıcı olmasını sağlarlar.

Bu ürünler şekillendirme öncesinde, nemli saçlara uygulanır. Sıkıştırılmış spreyler ve bukle sağlayıcı sıvılar, katı jölelere göre daha hafiftir. Dolgunluk ve buklelerin kalıcılığını sağlamak için kullanılırlar. Bu hafif ürünler, jöleye göre saçların daha az katı ve doğal hissedilmesini sağlarlar. Katılaştırıcı ve şekillendirici jöleler, köpükler ve sprey ürünleri ile aynı etkiyi sağlamakla birlikte, daha ağırdırlar ve daha ziyade katı şekillerin elde edilmesi amacıyla kullanılırlar. Bunlar aynı zamanda anlık şekillendirmelerde veya kuru saçları yeniden şekillendirmekte de kullanılabilirler. Değişik ihtiyaçlara göre formüle edilmiş pek çok çeşit saç bakım ürünü mevcut olduğundan, bunlar arasından saç şeklimize ve yaşantımıza en uygun olanını seçmek gerekir.

Bir dahaki saç kestirmenizde ve yeni şekil verdirmenizde, yeni görüntünüzü korumada size yardımcı olacak ürünü kuaförünüze danışmalısınız. Bu konuda bir profesyonelden görüş almak mutlaka daha yararlı olacaktır.

Hangi yüze hangi saç modeli yapılmalı?

Hangi yüze hangi saç modeli yapılmalı?

Bunun için önce yüz şekillerini bilmeliyiz. Yedi çeşit yüz şekli vardır. Bir yüzü oluşturan yedi şekil aşağıdaki gibidir.

Saçımızı kestirmeye karar vermeden önce ne istediğimize karar vermeliyiz. Saçımız mı ön planda olsun ,yoksa yüzümüz mü? İşte yüz şekillerine göre ideal saç kesimleri..

1-Yuvarlak Yüz:

Dengeli yumuşak bir yüz yapısıdır.Suratta değişiklik yapmaz. Ama yüzünüzün yuvarlaklığından şikayetçi iseniz ve bunu biraz olsun inceltmek istiyorsanız saçınızın volümünü yüksek tutacak modelleri tercih etmelisiniz. Böylece saçınız ön planda olup,yüzünüzün yuvarlaklığı biraz olsun azalacaktır.Yüzünüzün hatlarına göre öne doğru kesilmiş tutamlarda yüzünüzü biraz olsun inceltecektir.



2-Kare Yüz:

Kare yüz yapısıda yuvarlak yüz gibi dengelidir. Sertlik ön plandadır. Kare bir yüze saç kesimi yaparken eğer yüz şeklinizi değiştirmek istemiyorsanız size en uygun olanı yine kare bir kesimdir. Fakat yüzünüzdeki ifadeyi yumuşatmak, dengelemek istiyorsanız saçınıza yuvarlak modeller kestirmelisiniz.Bunu yaparken saçınıza yuvarlak bir kesimli kahkül ve şakaklarınıza inen saç tutamları yaptırabilirsiniz.

3-Diktörtgen Yüz:

Suratta değişiklik yapan ama fazla değiştirmiyen bir yüz şeklidir. Eğer yüzünüzü biraz kısalmak amacı ile kesim düşünüyorsanız çene kemiğini geçmeyecek şekilde kesim yaptırabilsiniz. Şakak kemiğini örtecek şekilde kesilen kesimler ile dengeli,uyumlu saç modellerine sahip olabilirsiniz.

4-Enine Diktörtgen Yüz:

Bu yüz şeklinde yüzünüzü biraz uzatmak ver şakak kemiklerinizin ön plana çıkmasını istemiyorsanız uzun saç modelleri ya da saçınızda yukarlara verilecek volümlerle saçınızın biçimini dikdörtgen şeklinde kesimler vasıtası ile yüzünüzü inceltebilir ve yüz yapınızda birazda olsun değişiklikler yapabilirsiniz.

5-Ters Üçgen Yüz:

Surat yapısını tamamen değiştirebilen yüz şeklidir.Bu tip yüz şekillerinde daha modern kesimler yapmak mümkündür. Makyaj için ise en elverişli yüz biçimidir. Kişileri çok enerji dolu gösteren bu yüz şekline eğer yüz biçimini değiştirmeden daha bir güçlülük katmak istiyorsanız, saçınızın yanlarını ve enselerini kısa kestirerek ,saç tepesine volüm vererek kesilen saç modellerini tercih etmelisiniz. Ama kendinize biraz dengeli,uyumlu ve yumuşak bir yüz ifadesi vermek istiyorsanız tam tersi enselerde daha çok volümü olan ve saçın tepesine doğru volümü azaltılmış saç modellerini tercih etmelisiniz.

6-Üçgen Yüz:

Saç şeklinde daha negatif olan bir yüz biçimidir. Kişileri enerjisi zayıflamış ve yorgun gösterir. Bu tip yüz şekillerinde negatif olan yüz biçimini saçınıza verilecek pozitif enerji ile dengelemelisiniz. Bunu enselerde saçı azaltarak şakak kemiğindeki bölgeden saç tepesine doğru volümü arttırarak yaptırabilirsiniz. Küçük kare kesimler yaptırabilirsiniz.

7-Baklava Yüz:

Bu yüz biçiminde saçınıza uzun, kısa, düz, dalgalı, kahküllü modelleri uygulayabilirsiniz. Sadece bunları uygularken kuaförünüz ile diyalog kurarak boyunuza,kilonuza ya da yüzünüzde nerenin ön planda, nereniz arka planda kalmasına karar vererek saç modelinizi bulmalısınız.

Dikkat Edilmesi Gerekenler:


Yüz şekline göre saç kesilirken kuaförünüzle uzun uzun bir diyalog yapmalı, yüzünüzü mü, saçınızı mı ön plana çıkarmak istediğinizi belirtmeli, kilo, boy, giyim tarzınız ve hatta kişiliğinizi bile konuşmalı ve ona göre saç kesimi yaptırmalısınız.

Seks Hayatı

Ağlatan filmler seks hayatını canlandırıyor

Sinemada duygusal ve ağlatan filmler, çekicilik hormonunu artırırken çiftlerin seks hayatını canlandırıyor.

Romantik filmleri seyreden çiftler bir öpücükten daha fazla şeyler bekliyor.

Bilim adamları tarafından yapılan bir araştırmaya göre, romantik filmler çiftlerin seks hayatının kalitesini yükseltiyor.



İngiliz The Sun Gazetesi'nin haberine göre, uzmanlar bu tür filmleri seyreden çiftlerin bir öpücükten daha fazla şeyler beklediğini açıkladı.

Buna göre, bol ağlatan romantik filmler progestrerone (çekicilik hormonu)'nu arttırıyor ve çiftleri seks yapmak için teşvik ediyor. Ancak aksiyon filmleri ise testosterone hormonunu azaltıyorlar

Kaynak: Milliyet

İLK BULUŞMA ÖNEMLİDİR

Gerisi size kalmış...

Sonunda uzun zamandır hoşlandığınız erkekle hayal ettiğiniz buluşmayı kaptınız. Onu öyle şeylerle etkilemelisiniz ki bir daha sizden vazgeçemesin...

İlk buluşma her zaman için önemlidir. Çünkü eğer ilk günden iyi bir izlenim bırakamazsanız bu ilişki başlamadan biter. Evet, belki ilk olması nedeniyle bazı gerginlikler yaşayabilir ve kendiniz olmaktan uzaklaşabilirsiniz fakat unutmayın ki her ne olursa olsun karşınızdakini ilk etkileyiş çok önemlidir. Kadınlar ilk buluşmalarda genelde karşısındaki erkeğin dış görünüşüne önem verse de erkekler daha çok davranışlara bakarlar. İşte bu davranışlardan bazıları:



Rahat olun

İlk buluşma heyecanıyla rahat davranamayabilirsiniz fakat onu beğendiyseniz gösterin. Çünkü eğer karşınızdaki sizden bir elektrik almazsa ya da sizin ondan hoşlanmadığınızı düşünürse bu ilişki başlamadan biter. Bu yüzden ona hareketlerinizle ne hissettiğinizi gösterin.

Konuşun ve onun da bu sohbetten zevk almasını sağlayın. Ona veda ederken gecenizin güzel geçtiğine dair bazı sözler söyleyip tekrar buluşmayı beklediğinizi ona gösterin. Bu davranışlar onu cesaretlendirecektir.

Hesabı göz ardı etmeyin

Bir yemeğe gittiyseniz ya da birşeyler içmeye, sonunda gelen hesabı görmemezlikten gelmeyin ve hiç olmazsa elinizi cebinize atın. Bu karşınızdakinin hoşuna gidecektir. Hatta hesabı paylaşmayı teklif edin bundan daha doğal birşey yoktur. Karşınızdaki erkek bunu kabul etmezse de fazla üsteleyip ilk kavgayı başlatmayın.

Konuşun

Buluşmanın heyecanını atmak için yapılabilecek en iyi şey sohbeti canlı tutmaktır. Ortak konular bulun ve birbirinizi tanımaya çalışın. Konuşmadan hiçbir şey anlayamazsınız. Erkekler hoş sohbetli kadınlarla birlikte olmaktan çok hoşlanırlar. Bu nedenle bol bol konuşun ve onun sizi tanımasını sağlayın.

Sevdiğiniz kişiyi mutlu etmenin yolları.......


Doğru dokunuşlar...

Dudaklar

Sevdiğiniz kişinin dudaklarına kondurduğunuz minik bir öpücük bazı zamanlar dünyalara bedel olabilir. Hele bir Fransız öpücüğü sizi unutulmaz kılacaktır.

Eller

Eller vücudun en hassas yerlerindendir. Sevgilinizin ellerine yapacağınız bir masaj onun bütün stresini alacak ve rahatlamasına yardımcı olacaktır. Sevgilinizin parmaklarını dudaklarınız üzerinde gezdirerek onu tahrik bile edebilirsiniz. Onun parmaklarını kendi vücudunuzda gezdirerek hem kendi duygularınızı hem de onunkileri harakete geçirebilirsiniz.



Boyun

Sevgilinizin boynunu öpmeyi, hatta yumuşakça ısırmayı hiç denediniz mi? Denemediyseniz hemen bir vampir harekatına geçin ve sevgilinizin boynuna doğru yönelin, bakalım neler oluyor!

Saç dipleri

Sevgilinizin saçlarını yumuşak dokunuşlarla ensesinden yukarıya doğru hafifçe okşamayı sakın ihmal etmeyin!

Karın

Karın ve cinsel organ arasında kalan bölge oldukça hassastır. Bu bölgeye yumuşak el masajları yaparsanız sevgiliniz üzerinize saldırmamak için kendisini zor tutacaktır. Krem kullanırsanız el hareketlerinizi daha da yumuşatabilirsiniz. Masajdan sonra göbek deliğine de küçük bir öpücük kondurmayı unutmayın!

Kulaklar

Kulaklar sadece duymaya yarar sanıyorsanız yanılıyorsunuz! Kulaklara kondurulan ateşli bir Fransız öpücüğü sevgilinize unutulmaz birkaç saniye yaşatacaktır.

Ayak bilekleri

Çoğu insanın cinsellikte pas geçtiği bölgelerden biri de ayak bilekleridir. Ayak parmaklarına ve bileklere uygulayacağınız rahatlatıcı bir masajla sevgilinizi kolayca baştan çıkarabilirsiniz.

Sırt

Boyundan başlayan dokunuşları yavaş haraketlerle kürek kemiğine doğru kaydırarak önce sevgilinizi rahatlatın. Bu sırada yanaklarına da öpücükler kondurarak onu iyice uçurabilirsiniz. Daha sonra göğüs kafesine doğru ilerlettiğiniz ellerinizle ona öldürücü darbeyi vurun.

Mutluluk insanın sevdiği kişiye yakın olmasıdır

18 yıllık araştırmaları nedeniyle “mutluluk profesörü olarak” anılan Sonja Lyubomirsky ile milliyet gazetesinin yaptığımız söyleşide...

En mutsuz yaş dönemi hangisi?
Çoğu araştırma, insanların yaşlandıkça daha mutlu olduğunu gösteriyor. Ancak 65 yaşından sonra mutluluk oranının düştüğü görülüyor.

‘Alışmak’ mutluluğun derecesini azaltır mı?
Kesinlikle, bu hisse “hedonist adaptasyon” (iyi şeylere alışmak) denir. Araştırmalara göre, insanlar hayatlarında onlara mutluluk veren şeylere kolayca alışıyorlar. Bu bir ilişki, para (araba, ev, mücevher), yaşanan şehir, sağlık gibi her şey olabilir.

Bir araştırmanıza göre ‘iş, aile, sosyal hayat’ mutluluğu yüzde 10, ‘genetik özellikler’ yüzde 50, ‘davranışlar’ yüzde 40 oranında etkiliyor. Ya yüzde 50 ‘mutsuz’ doğmuşsak, ne yapacağız?  
Mutluluğun yüzde 50’si genetik. Fakat kişinin huyları, düşünce şekli ve bulunduğu çevrenin de mutluluk oranında büyük etkenler (yaklaşık yüzde 40) olduğuna inanıyorum.      

Mutsuzlar ‘geviş getirir’

Dini inançları güçlü olanlar, olmayanlardan daha mı mutlu?
Evet, birçok araştırmaya göre öyle. Fakat bunu çoğunlukla dinin güçlendirdiği sosyal bağlar ve cemiyet hissine bağlamalıyız.   

Daha basit hayatlar yaşasak daha mutlu olur muyuz?
Basit derken eğer somut şeylere daha az önem vermekten bahsediyorsanız, evet. Mutsuz kişiler, sorunlarını mutlu kişilerden daha çok “geviş getirirler” (durmadan ve bir çözüm getirmeye çalışmadan sorunlarını düşünürler). Fakat bu davranış biçimi onların daha kötü hissetmelerine yol açar.      

Birinin mutsuzluğuyla mutlu olanlar hakkında ne düşünüyorsunuz?
Araştırmalarıma göre zaten mutlu insanlar kendi mutluluklarını diğerleriyle karşılaştırmıyor. Diğerlerinin mutsuzluğundan mutlu olanlar, zaten mutsuzdurlar. Fakat bu stratejiyle kişisel mutluluğa ulaşamazlar.   

Orhan Pamuk “Mutluluk insanın sevdiği kişiye yakın olmasıdır yalnızca” diyor... Katılıyor musunuz?
Mutluluğu yalnızca buna bağlayamam fakat katılıyorum, sevdiklerimizle yakın ilişkiler mutluluğumuz için vazgeçilmez.

Daha mutlu olmak için neler yapmalıyız?
Çaba sarf etmeliyiz: Bağışlayabilmek, maneviyata önem vermek, minnettar olmak, spor ve meditasyon yapmak, ilişkilere değer vermek, sorunları  “geviş getirmemek”, kibar olmak, anı yaşamak ve anlamlı amaçlar gütmek gerekli.

Para saadet getirmiyor mu, yoksa insanlar nerede alışveriş yapacaklarını mı bilmiyor?
Para saadet getirir! Maaşlar mutlulukla doğrudan orantılıdır. Fakat genellikle inanıldığı kadar yoğun ve uzun vadeli bir mutluluk sağlamaz. Çünkü nelere sahipsek o kadarına adapte oluruz ve daha fazlasını isteriz!

Mutlu insanların kendilerini daha güzel hissettikleri doğru mu?
Evet. Fiziksel olarak bir fark olmasa da, mutlu insanlar daha güzel olduklarına inandıkları için daha çekici olabilirler.