| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

BULUT HABER

38 "sağlık" etiketi kullanan gönderi (sayfa 1)"sağlık" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Ramazanda da beslenmenize dikkat edin.

yemek1 Ramazanla birlikte insanların beslenme alışkanlıklarında değişiklikler oluşur, öğün düzeni ve saati değişir, tüketilen miktarlar artar... Ancak yaşamın her döneminde olduğu gibi ramazanda da amaç 'yeterli ve dengeli beslenme' olmalıdır.
 

Uzman Diyetisyen Dilara Koçak, Milliyet Cafe'de Ramazan ayında nasıl beslenmemiz gerektiğini yazdı.

Ramazan sofraları özeldir, bu ayın toplum yaşamında önemli bir yeri vardır. Bir ay süresince yemekler istenilen zamanda yenilemediği için sahur ve iftar yemeklerine ayrı bir özen gösterilir. Sahur yemeği normal kahvaltıya benzer, ama daha geniştir. İftar ise akşam yemeğinden çok daha zengin hazırlanır. Bu nedenle, ramazanla birlikte insanların beslenme alışkanlıklarında değişiklikler oluşur, öğün düzeni ve saati ile tüketilen miktarlarda artış en önemli değişikliklerdir. Ancak yaşamın her döneminde olduğu gibi bu dönemde de amaç ‘yeterli ve dengeli beslenme’ olmalıdır, bir ay kısa bir zaman değildir bu sebeple beslenme düzenine gereken önem mutlaka gösterilmelidir.

Az ve sık beslenme kuralına uymak mümkün mü?
Ramazan ayında yemek saatlerinin değişmesine rağmen dengeli ve yeterli beslenmek mümkündür. Oruç tutan kişiler, ramazan ayında uzun süren açlıkla karşı karşıya kalıyor. Bu açlık süresi içinde kan şekeri düşüyor. İftarda birden fazla miktarda yemek yenildiğinde kan şekeri yükseliyor. Eğer kişi sahura da kalkmıyorsa kan şekerinin düşüşü günün erken saatlerinde başlıyor ve daha düşük değerlere ulaşıyor. Bu nedenle az ve sık beslenme ilkesi, kan şekerini dengelemek için mutlaka uygulanmalıdır.

Nasıl yeterli ve dengeli beslenmeli?
Ramazan ayının gelmesiyle genelde üç öğün olan günlük beslenme, iki öğün hatta bazı bireyler için tek öğüne düşerken, özellikle kırmızı et, ekmek, pilav, makarna, hamur işleri, tatlı, börek tüketimi artıyor. Buna karşılık sebze, meyve ve beyaz et tüketimi azalıyor. Oysa unutmamak gerekir ki ramazan, bayram, tatil ne olursa olsun günlük almamız gereken enerji, protein, vitamin ve mineral oranları değişmez. Yeterli ve dengeli beslenme her besin grubundan her gün dengeli bir tüketimi esas alır. Bu besin gruplarının bir gün içinde tek bir öğünde tüketilmemesi ve küçük öğünlere bölünerek tüketilmesi önemlidir. Ramazan ayında öğün sayısının üç - dört olması ve her öğünde her besin grubundan tüketilmeye çalışılmak önemlidir.

 Beş temel besin grubu vardır:
1 - Süt - yoğurt grubu
2 - Et ve ürünleri
3 - Ekmek ve tahıllar
4 - Sebzeler
5 - Meyveler

Ramazanda kimler risk altında?
Kronİk hastalığı olup sürekli ilaç kullanması gerekenler mutlaka ilaç saatleri ve dozu ile uzun süreli açlığı hekimlerine danışmalı.
Emzİren anneler ve hamileler için uzun süreli açlık önerilmez.
Şeker hastalarının, özellikle insüline bağımlı olanların mutlaka hekim izni alması ve ardından bir beslenme uzmanından günlük beslenme planını alması gereklidir.
Çocuklar günlük enerji kullanımı ve gelişmekte olan vücut yapıları sebebiyle oruç tutmak konusunda riskli gruptadır. Özellikle dokuz yaşın altındaki çocuklar oruç tutmamalıdır.
Seyahatte olanlar, akli dengesi ve psikolojik durumu bozuk olanlar da oruç tutmayabilir.
65 yaş üzerindekiler, böbrek hastaları ve diyalize bağımlı olanlarla kan şekerinde ani düşme (hipoglisemi) problemi yaşayanlar oruç tutma konusunda risk altındadır.
Mİde ve bağırsak gibi sindirim sistemi rahatsızlığı olanlar, uzun süreli açlığın ardından hızlı yemek yerlerse sorun yaşayabilirler.

Geçici dövme de zararlı mı?

aleri_gecicidovmeler Piercing ve dövme, steril bir ortamda yapılmadığı zaman, yaptıran kişiye hepatit B, hepatit C, AIDS gibi bazı hastalıkların bulaşmasına neden olabiliyor.

Daha zararsız olduğu gerekçesiyle çocuklara dahi yaptırılan geçici kına dövmesi de en az kalıcı dövmeler kadar riskli. Kınayla yapılan dövmeler nedeniyle, kalıcı dövmelerde olduğu gibi alerji görülebiliyor. Anadolu Sağlık Merkezi’nden Dr. Figen Akın şunları söyledi:
“Dövmenin deri hastalıkları yönünden en çok görülen yan etkisi o bölgede kontakt dermatit meydana getirmesi, yani bir tür egzama tablosu oluşturmasıdır. Ayrıca açık tenli kişilerde ‘keloid’ adı verilen yaralar da oluşabiliyor.
Piercing uygulanan kişilerde metal alerjisi varsa uygulama alanında ciddi kontakt dermatitler oluşabiliyor.  Bazı metal alerjilerinde reaksiyon sadece piercing uygulanan alanla sınırlı kalmıyor. Alerjenin kan yolu ile sistemik dağılımı sonucu reaksiyon vücuda yayılarak daha ciddi boyutlara ulaşabiliyor.”

Ekmeğin kabuğu yemek kanser riskini engelliyor..

ekmek Hindistanídaki Annamalai Üniversitesi tarafından yürütülen araştırmalara göre ekmeğin pişirilmesi sırasında ortaya çıkan antioksidanlar vücutta bağırsak kanserine götürebilen değişimlerin ortaya çıkmasına engel oluyor. Pronyl-lysine isimli bu antioksidan özellikle de ekmeğin kenarlarında 8 kat daha fazla bulunuyor.

Bu antioksidan ekmek kenarından her gün alındığında vücutta ileride bağırsak kanserine yol açabilen kitlelerin oluşumu yüzde 72'ye kadar önlenmiş oluyor. Bilim adamlarına göre tam tahıllı ekmeğin kenarlarındaki anti-kanser özellik, ekmekteki liflerden bile daha fazla olabilir
.

Beyni genç tutmak için


Beyni genç tutmak için
 
İngiliz The Times gazetesi, Oxford ve Harvard üniversitesi bilimadamları nın
“beyni genç tutmak” üzerine yaptığı araştırmaları yayınladı. Zinde bir beyin için:
 
Terleyin: Egzersiz, verimli çalışmak için bol oksijene ihtiyaç duyan beyin
hücrelerinin gıdası gibidir. Böylece beynin öğrenme ve hatırlama becerisi güçlenir.
Balık yiyin: Yüksek Omega-3 içeren sardalya ve ton gibi yağlı balıkları tüketmek
zekayı attırır. Konsantrasyon ve okuma yeteneğini geliştirir. B vitamini ve protein
açısından zengin besinler de seratonin içerdiği için beyindeki iletişim hızlanır.
Lavanta koklayın: Lavanta kokusu işe konsantrasyonu artırır. Özellikle öğle aralarında,
çalışmaya başlamadan önce lavanta koklayın.
Mola verin: Uzun ve aralıksız çalışma saatleri ters etki yaparak beynin verimini düşürür.
Araştırmalar her 40 dakikalık çalışmadan sonra 20 dakikalık ara vermenin, sonraki
40 dakikaya hazırlanmak için gerekli olduğunu savunuyor.
İyi bir uyku çekin: Gece 7-8 saatlik uyku beyin performansını en üste taşır.
Ayrıca gün ortasında 30 dakikalık bir kestirme beynin şarj olmasını sağlar.
Sakız çiğneyin: Sakız çiğneme beyne giden kanı yüzde 20 artırıyor. Böylece
hafızayı kuvvetlendirip, stresi azaltıyor.
Su için: Yüzde 80’i su içeren beynimiz su içmediğimizde küçülüyor. Bu sebepten
her gün 1.5- 2 litre arasında su içmek gerekiyor.
Kırmızıya bakmayın: Kırmızı görmek özellikle sınavda başarıyı düşürüyor ve
öğrencide motivasyon düşüklüğü yaratıyor.
Seks yapın: Orgazmla sonuçlanan bir seks veya hamilelik süreci, kadınların
beyinlerindeki prolaktin hormonunun ve beyin hücrelerinin artmasını sağlıyor.
Sıcak çikolata için: Yatmadan önce içilecek bir bardak sıcak çikolata zekayı
arırıyor. Kakao özellikle yaşlıların zihnini açıyor.
Rock dinleyin: Araştırmalar rock müziğin de, klasik müzik kadar öğrenmeyi ve
konsantrasyonu artırdığını gösterdi.
Rahatlayın: Rahat bir yere oturup gözlerinizi kapayın ve ayaklarınızdan boynunuza
kadar tek tek kaslarınızın gevşediğini hissedin. Gerginliği atmak, sınavdaki başarınızı
yükseltecektir.
Yetenek geliştirin: 6 yaş grubu üzerinde yapılan araştırmalara göre müzik ve
resim gibi konularda eğitim gören çocukların IQ’ları daha yüksek oluyor.
Sınırlı teknoloji: SMS ve e-mail’i fazla kullanmak ve çok televizyon seyretmek
zeka seviyesini düşürüyor.
Beyin jimnastiği yapın: Akıl oyunları oynayarak, bulmaca ve zeka testleri çözerek
beyninizi zinde tutabilirsiniz.
Alkol almayın: Alkol beyin hücrelerini öldürerek, öğrenme ve hafıza bölgesine zarar verir.
balik

Moraliizi düzeltecek besinler

besinler 1.Üzgün ve moraliniz kötü olduğu zaman D ve B vitaminlerinin, omega 3'ü barındıran besinler tavsiye edilirken, fast food ve cips gibi abur cuburlardan uzak durulmasının şiddetle altı çiziliyor.


2.Eksikliği depresyona davetiye çıkartan B vitamini bolca bulunduran bu sebze mutluluk hormonu serotonin salgılanmasına katkı sağlar.

3.
Hindi içinde bulundurduğu tryptophan sayesinde serotonin ve melatonin salgılar. Vücutta doğal olarak üretilmeyen tryptophanı besinlerden almalıyız.

4.Yapılan araştırmalar omega 3 enjekte edilen farelerin morallerinin değiştiğini ve omega 3'ün de et haricinde en çok cevizde olduğunu ortaya koydu.

5.Günlük olmayan sütlerde (soya sütü, badem sütü gibi) serotinin salgılanmasına büyük katkısı olan D vitamini miktarı yüksek.

6.Soya, aynı hindi gibi tryptophan ürettiği için mutluluk hormonu sağlar. Ayrıca enerji seviyesini ani bir biçimde değiştirmediği için duygu kargaşası yaşanmaz.

7.Omega 3'ü en çok barındıran besin somon balığı. Eğer bulamıyorsanız ya da sevmiyorsanız ton balığı da iyi bir alternatif.


8.
Kişiye enerji veren protein ve demir barındırdığı için fasülye tüketmek tavsiye edilmektedir.

9.
Çikolata beynin endorfin salgılamasını böylelikle mutluluk hormonu serotonin üretmesini tetikler. Uzmanlara göre bitter çikolata daha faydalı
cikolata
10.Tam tahıllı ekmek, yulaf gibi karbonhidratlar tüketildikten sonra ani duygu değişimi yaşatmıyorlar. Ayrıca B vitamini salgılanmasına katkıda bulunuyorlar.

11.Tryptophan deposu olan muz, içerdiği demir ve potasyum ile birlikte depresyondan kurtulmak için iyi bir doğal ilaç.

stargazetesi

Emzirmek önemlidir

emzirme BSK Aydın Anka Hastanesi Çocuk Hastalıkları Uzmanı Işıl Önder, bebeklere doğar doğmaz anne sütü verilmesi gerektiğine işaret ederek, “Emzirme hem anne hem bebek sağlığı için önemlidir” dedi.

Bebeklerin nasıl emzirileceği konusunda bilgiler veren BSK Aydın Anka Hastanesi Çocuk Hastalıkları Uzmanı Işıl Önder, emzirildikçe süt salınımının artacağının unutulmamasını istedi. Araştırmalara göre emzirmenim anne ile bebek arasındaki duygusal bağı güçlendirerek sevgi dolu bir ilişkiyi başlattığına işaret eden Önder, “İlk 6 ay bebekler tek başına anne sütü ile beslenmelidir.

Anne sütü bebek için en iyi besindir. Ayrıca bebekler belli saatlerde değil, istedikçe ve acıktıkça emzirilmelidir. Anne, bebeğinin memeyi aramasından, onun ne zaman emmek istediğini çok rahat anlayabilir. Bebeği emzirmeden önce eller mutlaka 2-3 dakika kadar sabun ve ılık su ile yıkanmalıdır. İlk zamanlarda bebeği 10 dakika emzirmek genellikle yeterli olacaktır.  Bebeğe bir memenizi vererek 10 dakika emzirdikten sonra diğer memenizi vererek 10 dakika daha emzirin. Bir sonraki emzirmeye, bebeğin en son aldığı göğüsten başlayın. Sütün oluşması ve bollaşmasının, bebeğinizin emmesine bağlı olduğunu hatırınızdan çıkarmayın. Bazı bebekler ilk günlerde çabuk yorulur ve anne göğsünde daha uzun kalmayı tercih ederler. Unutmayın, bebeğiniz doyduğuna kendi karar verir ve memeyi bırakır” dedi.

Emzirme sonrasında mutlaka bebeğin gazının çıkarılması gerektiği bilgisinin veren Işıl Önder, “Bazı durumlarda gaz çıkarma işleminin emzirme sırasında da yapılması gerekebilir. Bebeğin gazını çıkarmanın en kolay yolu, midesi omzunuza gelecek şekilde onu kendinize yaslamak ve sırtını hafifçe sıvazlamak. Bebeklerin gelişmemiş sindirim sistemleri nedeniyle ilk aylarda karşılaştıkları bir sorun olan gaz sancılarını gidermek ve bebeğin gazını daha rahat çıkarmasını sağlamak için, bebeklere özel olarak üretilmiş doğal bitki çayları da kullanılabilir” diye konuştu.

Bebeğe ekstra olarak verilecek yiyecekler konusunda da anneleri uyaran Önder, şunları söyledi: “Ekstra oranları bebeklerin sindirim sistemine göre ayarlanan rezene ve papatya çayları, beslenme aralarında veya beslenme sonrasında bebeğe istenilen sıklık ve miktarda verilebilir. Bu tip bebek çayları, bebeklerin gazını kolay çıkarmalarını ve daha rahat uyumalarını sağlar”

stargazete

''HAREKET YOKSA BAŞARI DA YOK''-

hareket yoksa başarıda yok Beslenme ve diyet uzmanları, yaz diyetleriyle zayıflamanın daha kolay olduğunu ancak spor veya en azından fiziksel aktivite olmadan yapılacak diyetten başarı beklemenin hayal olacağını belirtiyor.
Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Mehmet Akman, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ''yaz diyeti'' yazılarak internette arama yapıldığı zaman yaklaşık 2,5 milyon sonuç elde edildiğini, bu durumun bilgi kirliliğine  yol  açtığını söyledi.
Şişmanlığın zararları konusunda toplumun bilinçlenmeye başlamasıyla pek çok kişinin de estetik bir vücuda sahip olabilmek için diyet yapmaya başladığını ifade eden Akman, ''Fakat insanımız fiziksel aktivite yapmaya üşeniyor. Çünkü 50 metre mesafeye bile arabayla gidiyoruz, merdivenle çıkmak yerine ikinci kat için bile asansöre biniyoruz'' dedi.
''HAREKET YOKSA BAŞARI DA YOK''
Polikliniğe başvurarak diyete başlayan kişilere günde yarım saat yürümelerini tavsiye ettiklerini söyleyen Yrd. Doç. Dr. Akman, şunları kaydetti:
''Yaz diyetleriyle zayıflamak daha kolaydır ancak spor veya en azından fiziksel aktivite olmadan yapılacak diyetten başarı beklemek hayal olur. Hayatlarına diyetle birlikte fiziksel aktiviteleri de taşıyan kişiler, ayda sağlıklı şekilde 4 kilo veriyor. Pek çok kişi, internet veya kadın dergilerinden okuduğu bilgilerle yaz diyeti yapmaya çalışıyor. Uzman gözetiminde olmadan yapılan diyetin zaten başarı şansı son derece zayıftır. Çünkü kişinin kilosu, yemekten hoşlandığı şeyler, temel beslenme alışkanlıkları, boy uzunluğu, cinsiyeti ve metabolizmasının nasıl çalıştığıyla ilgili bilgi edinmeden kişiye diyet programı uygulanması bırakın yarar sağlamayı bazı sağlık  sorunlarına bile neden olabilir.''
Akman, büyük oranda su  ve lif içeren karpuzun yazın uygulanacak zayıflama diyetlerinde en çok kullanılması gereken besin maddesi olduğunu, karpuzu yaz diyetleri için hastalarına belli miktarlarda önerdiklerini ifade etti.
''İDEALİ HAFTADA 1, AYDA 4 KİLO VERMEK''
Özellikle kitle iletişim araçlarıyla insanlara sunulan diyetlerin hızlı kilo vermeyi vadettiğini belirten Akman, ''Hızlı kilo vermek sağlıklı değildir. Aldığınız enerji miktarı harcadığınız enerjinin altındaysa zaten kilo verirsiniz. Ev ortamında ideal olan haftada 1, ayda 4 kilo vermektir'' dedi.
Beslenme ve diyet uzmanları, yaz diyetleriyle zayıflamanın daha kolay olduğunu ancak spor veya en azından fiziksel aktivite olmadan yapılacak diyetten başarı beklemenin hayal olacağını belirtiyor.
Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Mehmet Akman, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ''yaz diyeti'' yazılarak internette arama yapıldığı zaman yaklaşık 2,5 milyon sonuç elde edildiğini, bu durumun bilgi kirliliğine yol açtığını söyledi.
Şişmanlığın zararları konusunda toplumun bilinçlenmeye başlamasıyla pek çok kişinin de estetik bir vücuda sahip olabilmek için diyet yapmaya başladığını ifade eden Akman, ''Fakat insanımız fiziksel aktivite yapmaya üşeniyor. Çünkü 50 metre mesafeye bile arabayla gidiyoruz, merdivenle çıkmak yerine ikinci kat için bile asansöre biniyoruz'' dedi.

''HAREKET YOKSA BAŞARI DA YOK''
Polikliniğe başvurarak diyete başlayan kişilere günde yarım saat yürümelerini tavsiye ettiklerini söyleyen Yrd. Doç. Dr. Akman, şunları kaydetti:
''Yaz diyetleriyle zayıflamak daha kolaydır ancak spor veya en azından fiziksel aktivite olmadan yapılacak diyetten başarı beklemek hayal olur. Hayatlarına diyetle birlikte fiziksel aktiviteleri de taşıyan kişiler, ayda sağlıklı şekilde 4 kilo veriyor. Pek çok kişi, internet veya kadın dergilerinden okuduğu bilgilerle yaz diyeti yapmaya çalışıyor. Uzman gözetiminde olmadan yapılan diyetin zaten başarı şansı son derece zayıftır. Çünkü kişinin kilosu, yemekten hoşlandığı şeyler, temel beslenme alışkanlıkları, boy uzunluğu, cinsiyeti ve metabolizmasının nasıl çalıştığıyla ilgili bilgi edinmeden kişiye diyet programı uygulanması bırakın yarar sağlamayı bazı sağlık sorunlarına bile neden olabilir.''
Akman, büyük oranda su ve lif içeren karpuzun yazın uygulanacak zayıflama diyetlerinde en çok kullanılması gereken besin maddesi olduğunu, karpuzu yaz diyetleri için hastalarına belli miktarlarda önerdiklerini ifade etti.
''İDEALİ HAFTADA 1, AYDA 4 KİLO VERMEK''
Özellikle kitle iletişim araçlarıyla insanlara sunulan diyetlerin hızlı kilo vermeyi vadettiğini belirten Akman, ''Hızlı kilo vermek sağlıklı değildir. Aldığınız enerji miktarı harcadığınız enerjinin altındaysa zaten kilo verirsiniz. Ev ortamında ideal olan haftada 1, ayda 4 kilo vermektir'' dedi.
stargazete.com

Evliliği ayakta tutmak için aşk yeterli değil!

evlilik6 Evliliği ayakta tutmak için aşkın yeterli olmadığı bilimsel olarak kanıtlandı.

Avustralyalı bilim adamlarının yaptığı araştırma, çiftin yaşları, daha önceki ilişkileri ve hatta her ikisinin birden sigara içip içmediği gibi faktörlerin, evliliklerinin sürüp sürmeyeceğini belirlediğini gösterdi.

Avustralya Ulusal Üniversitesi’nde görevli bilim adamları, 2001 ile 2007 yılları arasında, evli ya da birlikte yaşayan yaklaşık 2500 çiftle görüştü. Bu görüşmelerde evliliklerini veya birlikteliklerini sürdürenlerle boşanan ya da ayrılan çiftleri bu sonuçlara götüren faktörler araştırıldı.

 "What’s Love Got to Do With It" (Bunun Aşkla Ne Alakası Var) başlıklı araştırma, karısından 9 ya da daha fazla yaş büyük olan ve 25 yaşını bitirmeden evlenen erkeklerin eşlerinden boşanma olasılığının diğerlerine oranla iki kat fazla olduğunu ortaya koydu.

Araştırma, çocukların da bir evlilik ya da ilişkinin uzunluğunu etkileyen faktörler arasında yer aldığını gösterdi. Araştırma, evlenmeden önce, daha önceki ilişkisinden ya da birlikte olduğu kişiden çocuk sahibi olan çiftlerin beşte birinin ayrıldığını gösterirken, bu oranın, evlenmeden önce çocuk sahibi olmayan çiftlerde ise yüzde 9 olduğu görüldü.

Kocalarından daha fazla çocuk sahibi olmak isteyen kadınların boşanma olasılığının da daha fazla olduğunu ortaya koyan araştırmada, çiftin ailelerinin de ilişki üzerinde rolü olduğu belirtildi.

Anne babası ayrılan ya da boşanan kadın ve erkeklerin yaklaşık yüzde 16’sının kendilerinin de boşandığı, bu oranın anne babası ayrılmayanlarda yüzde 10’da kaldığı görüldü.

Araştırma ayrıca, ikinci ya da üçüncü evliliğini yapan çiftlerin ayrılma olasılığının, ilk evliliğini yapanlardan yüzde 90 fazla olduğunu gösterdi.
Evliliğin sürmesinde hiç şüphesiz paranın da rol oynadığı, yoksul ya da kocaları işsiz olan kişilerin yüzde 16’sının ayrıldıklarını söylediği, bu oranın, maddi durumu iyi olan çiftlerde yüzde 9 olduğu bildirildi.

Eşlerden birinin sigara içip diğerinin içmemesi durumunda da ilişkinin başarısızlığa uğraması olasılığının daha fazla olduğu gözlendi.
Çiftin ayrılma olasılığını az etkileyen faktörler arasında, çocuk sayısı ve çocukların yaşları, kadının iş statüsü ve çiftin çalıştığı yıl sayısının yer aldığı belirtildi.

Az kalori al, daha genç görün

Az kalori al, daha genç görün Milliyet gazetesindeki Dilara Koçak'ın  yazısı,

Geçtiğimiz hafta az kalori alanların daha uzun yaşadığına dair sonuç veren bir araştırma sıkça konuşuldu. Maymunlar üzerinde yapılan bu çalışmada az kalori alanların daha uzun yaşadığı ve daha iyi göründükleri bildirildi. Birçok sağlık bilimcisi araştırmalarını daha uzun yaşamın sırları üzerine yapıyor. İnsanoğlu ölmek istemiyor, uzun ve sağlıklı yaşamak istiyor. Artık insanların yaşlarını tahmin etmek çok zor hale geldi, ameliyatsız tedavi yöntemleri, teknolojinin her alanda olduğu gibi kozmetikte de çok ilerleme kaydetmesi, bireylerin yeme ve yaşam biçimlerini değiştirmesi birbirine benzeyen ve yaşının tahmin edilmesi güç bir nesle doğru ilerleyişe doğru gidiyor. Artık kadınlar anne olmak için 50 yaşı zorlarken 70 yaşında baba olan erkekler var.

Yaşlılıkta kaliteli yaşam 

Durum böyle olunca demograflar da yaş aralıkları oluşturup yeni sınıflamalar yapıyorlar. Bu düzenlemeye göre 75 yaş ve altında olanları “genç yaşlılar”, 75 yaş üstü olanları ise “çok yaşlı” olarak adlandırılıyorlar. Bizim ailenin soy ağacında maalesef “genç yaşlı” da yok “çok yaşlı” da. Ama ben bir beslenmeci olarak bu kalıtsal kaderimizi artık değiştireceğime inanıyorum. Araştırmacılar 75 yaş ve üzeri bireyler için özel beslenme biçimi uygulanması konusunda bakın neler söylüyorlar:
Araştırmalar çok yaşlı bireylerin kaliteli bir yaşam sürmeleri için özel besinsel ihtiyaçları olduğunu göstermektedir. Beslenme ve hayat tarzında yapılacak basit değişiklikler, sağlık için önemli adımları oluşturur. 
Çeşitli olacak şekilde beslenme ve günde beş besin grubundan dengeli tüketim, vücut için gerekli besin öğelerinin alımını sağlar.
Kalıtımsal özelliklerin haricinde beslenme, beklenen yaşam süresini etkileyen önemli etkenlerden biridir. Bireyin besin gereksinimleri, fizyolojik ve metabolik durumundaki değişikliklere göre değişim gösterir.
Yaşı her ne olursa olsun, bireylerin kötü alışkanlıklarını terk etmesi için geç değildir. Örneğin, sigarayı bırakmak veya yüksek yağlı ve tuzlu, vitamin ve mineral içerikleri az yiyecekleri hayatından çıkarması gibi.
Güne iyi başlamanın en önemli yolu kahvaltı yapmaktır. Kahvaltıda taze
meyve, kahvaltılık gevrek, kalsiyum takviyeli az yağlı süt, tüketim kolaylığını da göz önüne alırsak iyi bir seçenektir.
Ara öğünlerle desteklenen dengeli ve yeterli ana öğünler, çok yaşlı bireylerde günlük alınması gereken kalsiyum, A ve C vitamini, beta karoten ve protein karşılar. Sağlık problemleri ve
diyabet gibi kronik hastalık risklerini azaltmaya yardımcı olur.
Fazla yemek yiyen ve inaktif olan yaşlı bireyler,
obezite, hipertansiyon, kalp damar hastalıkları, diyabet ve kanser tehlikesi altındadır. Kalıtımsal olarak kronik hastalığa yakalanma riski olanlara yapılan beslenme eğitimi ve düzenli sağlık bakımının kaliteli yaşam süresini uzattığı belirtilmiştir.

Beslenme - sağlık - yaşlanma etmenleri birbiriyle sürekli etkileşim içindedir.
Ilımlı miktarda
kırmızı et tüketimiyle yüksek yağlı besinlerden uzak durarak, balık, kuru baklagil, tavuk ve hindi gibi proteinden zengin besinler tercih edilmelidir. Diyette kabızlığı önlemek için yeterli posa bulunmalıdır.  Sıvı miktarı ayarlanıp, tuz miktarı azaltılarak, böbreklerin yükü hafifletilmelidir. Sindirimi güç olan kızartmalardan uzak durup, çiğneme güçlüğü çekenler için yemeklerin sulu ve yumuşak olacak şekilde hazırlanması uygun olacaktır.
Yaşa ve yapabilme kabiliyetine göre egzersiz planlanmalıdır. Bu plan, açık havada günlük yürüyüş olabilir, böylece D vitamininin kaynağı olan güneş ışığından da faydalanılır. Çok yoğun egzersiz programlarında
sakatlanma riski olabileceği için bir eğitimci eşliğinde egzersizler yapılmalıdır.

Acil durumlarda tartıda zafer kazanmak için
Tüm malzemeleri karıştırıp yanında  1 kepekli  grisini ile öğün olarak tüketilebilir. Bu tarif hem düşük kalorili hem de yaz ayları için serinleticidir. Fazla yediğiniz veya
alkolü kaçırdığınız günlerin ertesinde öğle ve akşam öğünlerinde yemek yerine tüketebilirsiniz.
Güne normal bir kahvaltı ile başlayıp ara öğünlerde 1 - 2 meyve tercih etmeniz yeterli olacaktır. Soğuk çorba yanına az yağlı sebze de ekleyebilirsiniz.

YAZ ÇORBASI
200 gram az yağlı yoğurt
1 yemek kaşığı haşlanmış
bulgur veya buğday
1 yemek kaşığı haşlanmış nohut
1 yemek kaşığı haşlanmış
mısır
2 tam ceviz (iri dövülmüş)
2 salatalık
2 bardak su

Hızlı Güzellik Önerileri

Hızlı güzellik önerileri Sabahları ayna karşısında geçirdiğimiz vakit ortalama 45 dakika. Aslında harcadığımız zamanın yarısı kadar ya da daha az bir sürede hazırlanmamız mümkün. Nasıl mı? Saçlarınız, cildiniz ve makyajınız için hazırladığımız küçük ve pratik bakım önerileriyle zamanınız size kalacak.

Temiz bir cilt
2 Dakika: Yüzünüzü cilt tipinize uygun bir temizleyici yardımıyla ve bol su ile yıkayın. 30 Saniye: Cildinizi temizlemek ve pul pul dökülmeleri önlemek için yüz temizleme mendillerini kullanabilirsiniz.

Pürüzsüz görünüm
2 Dakika: Cildinizdeki kırmızı lekeleri ve kusurlu bölgeleri kapatmak için cilt renginizden bir ton açık kapatıcıyı yüzünüze iyice yedirerek sürün. Cildinizin parlamasını önlemek için de üzerine mat pudra sürün.
30 Saniye: Cildinizdeki aknelerle savaşmak ve kamufle etmek için problemli ciltleri yatıştırıcı nitelikteki temizlik ve bakım ürünlerini kullanın. Cilt parlamalarından kurtulmak için, nemli bir pamuğa tonik uygulayarak yüzünüzü silin.

Tüm cilde eşit ton
2 Dakika:  Cildinizdeki koyu lekelerin görünümünü hafifletmek için aydınlatıcı bir krem kullanın. Parmak uçlarınızla masaj yaparak cildinize yedirin. Renkli nemlendiriciler veya fondöten ile kusurlu bölgelerin üzerinden bir kez daha geçin.
30 Saniye: içeriğinde koruma faktörü olan renkli nemlendirici veya fondöteni yüzünüze sürün. Uygulamayı pürüzsüz ve ince bir parlaklıkla tamamlamak için nemli sünger yardımı ile yapın.

Doğru makyaj
2 Dakika: Cildinizi fondöten veya pudra ile hafif renklendirdikten sonra elmacık kemiklerinize, şakaklarınıza ve burun kemiğinize enine doğru allık sürün.
30 Saniye: Bu işlemin daha hızlı olması için, ışık yansıması uygulayın. Pırıltılı bir allığı burnunuzdan elmacık kemiklerinize doğru fırçayla sürün. Göz kapağınızın üzerine de ekstra parlaklık için hafifçe uygulayın.

Çekici gözler
2 Dakika: Gözlerinizi ön planda tutmak için kaşlarınızı gözünüzün şekline göre alın. Kaş fırçası yardımıyla kaşlarınızı yukarıya ve dışarıya doğru fırçalayın. Belirginleştirmek için de kaşlarınızın hemen altına kapatıcı sürün.
30 Saniye: Kaşlarınızı belirginleştirmek için kaşın dibinden ucuna doğru kalem sürüp düzgünce dağıtın. Kaş renginize uygun bir far yardımıyla da bunu yapabilirsiniz.

Belirgin gözkapakları
2 Dakika: Gözlerinize koyu gölge yapmak için ucu açılı fırçalar kullanın, Göz kapağınızın üstündeki çizgiden başlayarak aşağıya kadar inin. Gölgeyi yapmaya göz kapağınızın iç kısmından başlayın. Birbirine yakın renkleri tercih edin. Yoğun bir maskara kullanarak göz makyajınızı bitirin.
30 Saniye: Kirpiklerinizin üstüne göz kalemi ya da far sürerek hafifçe belirginleştirin. Seçtiğiniz rengin doğal ve çok koyu olmamasına dikkat edin. Son olarak kirpiklerinizi dolgun gösterecek bir maskara uygulayın.

Güzel dudaklar ve yanaklar
2 Dakika: Avucunuza alacağınız az miktarda nemlendirici kremi yanaklarınıza ve dudağınıza iyice yedirin. Renkli bir nemlendirici de tercih edebilirsiniz. Ardından cilt renginize uygun bir parlatıcı sürün. Seçtiğiniz renk tonlarının birbiriyle uyumlu olmasına dikkat edin. Şeftali - kayısı ikilisi gibi...
30 Saniye: Hem nemlendirici özelliği hem de renkli olan ikisi bir arada rujları ve kullanımı çok doğal ve çok koyu olmamasına dikkat edin. Son olarak kirpiklerinizi dolgun gösterecek bir maskara uygulayın.

Işıl ışıl saclar
2 Dakika: Kuru ve elektrikli saçlarınız için bir parmak kadar düzleştirici bakım kremini saçlarınıza uygulayın. 1 dakika kadar saç kurutma makinesine tutun. Bu işlem saçlarınızın canlı ve sağlıklı görünmesini sağlar.
30 Saniye: Sönük ve parlaklığını yitirmiş saçlarınızı, ışıltılı saç bakım spreyleriyle yeniden canlandırabilirsiniz. Çok kısa bir sürede etkili bir sonuçla karşılaşacaksınız.

Hatasız oje sürmek,
2 Dakika: Ojenizin elinizde ve ayağınızda pürüzsüz ' durması için, tırnak yüzeyinizi pürüzsüzleştirecek. Uygun bir törpü ile törpüleyin. Açık ve doğal renkte bir oje uygulayın. Tırnaklarınızın çatlamasını ve renk değişimini önlemek içinse, üstüne bir kat renksiz oje sürün.
30 Saniye: Tırnaklarınızı pürüzsüz göstermek ve hataları kamufle etmek için açık pembe veya bej rengi gibi doğal renkte bir oje sürün...

Havalı saçlar
2 dakika: Dağınık topuz için, saçlarınızı tepeden at kuyruğu şeklinde toplayın. Sarkan kısmı tokanın çevresinde dolayın ve tel tokalar yardımı ile tutturun. Saçınızı ne kadar yukarıdan toplarsanız o kadar havalı görünürsünüz.
30 Saniye: Saçlarınızı biraz ıslatıp köpük ya da jöle sürün. Ellerinizle karıştırarak veya vigo yardımıyla şekillendirin. Doğal ve şık bir görünüm için çok pratik bir yöntem.

Düzgün bacaklar
2 Dakika: Bacaklarınızda oluşan pul pul dökülmeleri önlemek için ilk önce kese yapın. Böylece ölü derileri temizlemiş olursunuz. Sonrasında su bazlı bir nemlendirici kullanın.
30 Saniye: Banyodan çıkarken bacaklarınıza soğuk su tutun. Bu işlem kan dolaşımınızı hızlandırıp diri bir görünüme sokar. Çıktıktan sonra avakado, susam ya da badem yağıyla masaj yapın.

Kusursuz ayaklar
2 Dakika: Banyodayken ayak tabanınızda oluşmuş sert bölgeleri ayak taşıyla ovalayın. Sonrasında ayaklarınıza yoğun bir nemlendirici ayak kremiyle masaj yapın. 30 Saniye: Ayaklarınızı yumuşatmak ve ferahlatmak için nane özlü nemlendiricileri tercih edin. Bunun yanında yoğun nemlendirici özelliği olan vazelin ve buğday yağıda kullanabilirsiniz.

Formsante